Buzz'da izle

30 Mayıs 2011 Pazartesi

VERGİ LEVHASININ ELEKTRONİK ORTAMDA ALINMASINA DAİR TEBLİĞ YAYINLANDI

6111 sayılı Kanunun (7) 82 nci maddesiyle, VUKun 5 inci maddesinde yer alan levhayı merkezlerine, şubelerine, satış mağazalarına iş sahipleri ile mükellefler tarafından kolayca okunup görünecek şekilde asmak zorundadırlar. ibaresi levhayı almak zorundadırlar. şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklikle vergi levhasının asılma zorunluluğu kaldırılmış bulunmaktadır.

Vergi levhasının elektronik ortamda alınması, e-vergi levhası sorgulaması, elektronik ortamda vergi kimlik numarası doğrulama ve vergi levhası doğrulama hizmetlerine ilişkin düzenlemeler bu Tebliğin konusunu teşkil etmektedir.

17 Mayıs 2011 Salı

Başbakalıktan Mobbing Genelgesi !!!


2011-2 sayılı Başbakanlık Genelgesi

Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz, çalışanların itibarını ve onurunu zedelemekte, verimliliğini azaltmakta ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilemektedir.
Kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemlidir.
Bu doğrultuda, çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alınması uygun görülmüştür.
1. İşyerinde psikolojik tacizle mücadele öncelikle işverenin sorumluluğunda olup işverenler çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacaktır.
2. Bütün çalışanlar psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracaklardır.
3. Toplu iş sözleşmelerine işyerinde psikolojik taciz vakalarının yaşanmaması için önleyici nitelikte hükümler konulmasına özen gösterilecektir.
4. Psikolojik tacizle mücadeleyi güçlendirmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi, ALO 170 üzerinden psikologlar vasıtasıyla çalışanlara yardım ve destek sağlanacaktır.
5. Çalışanların uğradığı psikolojik taciz olaylarını izlemek, değerlendirmek ve önleyici politikalar üretmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde Devlet Personel Başkanlığı, sivil toplum kuruluşları ve ilgili tarafların katılımıyla "Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu" kurulacaktır.
6. Denetim elemanları, psikolojik taciz şikâyetlerini titizlikle inceleyip en kısa sürede sonuçlandıracaktır.
7. Psikolojik taciz iddialarıyla ilgili yürütülen iş ve işlemlerde kişilerin özel yaşamlarının korunmasına azami özen gösterilecektir.
8. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve sosyal taraflar, işyerlerinde psikolojik tacize yönelik farkındalık yaratmak amacıyla eğitim ve bilgilendirme toplantıları ile seminerler düzenleyeceklerdir.

kaynak: http://www.basbakanlik.gov.tr/genelge_pdf/2011/2010-0010-006-3351.pdf#page=1

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Tarımda dünya 7'incisiyiz

2009 yılı üretici fiyatlarına göre, Türkiye tarımda dünyada 7'inci büyük ülke. 


ANKARA - Üretici fiyatları, Türkiye'yi tarımda dünya 7'incisi yaptı. 2009 yılı üretici fiyatlarına göre, Türkiye tarımda dünyada 7'inci büyük ülke.
Genel ekonomide üst sıralarda yer alan Çin, 2009'da, dünya tarımsal hasılasında liderliğini sürdürdü ve dünya tarımsal hasılanın yüzde 23,4'ünü tek başına gerçekleştirdi.
Dünya Bankası verilerine göre, 2008 yılında 2 trilyon 248 milyar 165,5 milyon dolar olan dünya tarımsal üretim değeri, yüzde 2,08 azalarak, 2009 yılında 2 trilyon 201 milyar 288,5 milyon dolara geriledi. Söz konusu yıl, 515,7 milyar dolar ile Çin, dünya tarımsal hasıla listesinde ilk sırada yer alırken, onu, 229 milyar dolar ile Hindistan, 133,1 milyar dolar ile ABD, 83,4 milyar dolar ile Brezilya izledi.
Dünya 2009 yılı tarımsal hasılasında, 82,6 milyar dolar ile Endonezya 5'inci sırada yer aldı. Japonya'nın 2009 yılı tarımsal hasılası istatistikte gösterilemediği için, 2008 yılındaki 71,3 milyar dolarlık hasıla dikkate alınarak bu ülke 6'ıncı sırada yer alırken, Türkiye, 50 milyar 813,2 milyon dolar ile 7. sıraya yükseldi.
Türkiye; 2008 yılı tarımsal hasılasına göre, Rusya'dan sonra 8. sırada yer alıyordu. Ancak, Rusya'nın 2009'da tarımsal hasılasının bir önceki yıla göre gerilemesi nedeniyle, Türkiye, tarım devi bu ülkeyi geride bıraktı ve 2009 itibariyle 7'inci sıraya çıktı.
Rusya'nın 2008'de 62 milyar 556,3 milyon dolar olan tarımsal hasılası, 2009'a 50 milyar 617,2 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.
İstatistik çalışmasında üretici fiyatları dikkate alındığı için, Türkiye, tarımsal hasılada Rusya, Fransa, Almanya gibi ülkeleri geride bırakıyor. Yetkililer, her ülkenin üretici fiyatları ile tarımsal hasılasını kendisinin hesapladığını ve bunu Dünya Bankası'na bildirdiğini, Bankanın da bu verileri yayımladığını vurguluyor. Tarımsal hasıla, üretim miktarını göstermediği için, söz konusu istatistik, ülkelerin üretim miktarına göre dünya tarımındaki yerini göstermiyor. Tarımsal hasılanın yüksek çıkmasında, ülkedeki fiyat seviyesi önemli rol oynuyor.
Bu nedenle, fazla tarımsal üretimi olmamasına karşın, tarımsal ürün fiyatlarının yüksek olması nedeniyle, Japonya'nın birçok büyük tarım ülkesinden daha üst sıralarda yer aldığına, Sudan'ın tarımsal hasılasının 15,2 milyar dolar göründüğüne dikkat çekiliyor.
Türkiye 18,5 milyon ton buğday üretti
Uluslararası Hububat Konseyi'nin raporlarına göre, 2009 yılında, Çin 115,1 milyon ton, Hindistan 80,7 milyon ton, 2010 döneminde, Fransa 38,3 milyon ton, Almanya, 25,1 milyon ton, Rusya 61,7 milyon ton, Ukrayna 20,9 milyon ton, ABD 60,4 milyon ton, Kanada 26,8 milyon ton, Türkiye ise 18,5 milyon ton buğday üretti.
Türkiye'de önemli miktarda sebze-meyve üretimi olmasına karşın, hayvansal ürün üretimi, tarımsal hasılada geride bıraktığı Fransa, Almanya, Rusya gibi ülkelere göre oldukça düşük miktarda. Fransa'nın yıllık 25 milyon ton süt üretimi var. Buna karşın, üretici fiyatlarının yüksekliği nedeniyle Türkiye, Rusya, Fransa, Almanya gibi ülkeleri tarımsal hasılada geri bırakmış durumda.
Tarımsal hasılada 6. durumda görünen Japonya, tarımda dışa bağımlı ve dünyanın en çok tarımsal ürün ithal eden ülkelerinden biri durumunda. Yılda ortalama 5 milyon ton buğday ithal ediyor. Bu ülkenin tarımı, pirinç ve balık üretimi ağırlıklı.
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin 2009 yılı Hububat raporuna göre, uluslararası piyasalarda bir ton buğday 267 dolardan işlem görürken, TMO'nun alım fiyatı 321 dolardı. Uluslararası piyasalarda 168 dolar olan bir ton arpanın ortalama fiyatı Türkiye'de 251 dolar düzeyindeydi. Aynı şekilde, dünya borsalarında mısırın tonu 162,9 dolardan işlem görürken TMO'nun 2009 yılı mısır alım fiyatı 302 dolardı.
Raporda, verilen prim, tohum, mazot, gübre analiz desteği nedeniyle, 1 ton buğdayda Türk çiftçisinin eline 271,4 euro geçtiği, AB çiftçisinin ise aynı buğdaydan 164,31 euro kazandığı belirtiliyor. Ancak, Türkiye'de işletme büyüklüklerinin küçük ve verimin düşük olması nedeniyle, bir işletmenin ortalama geliri, AB'nin yarısı düzeyinde kalıyor.
OECD'ye göre destek yüksek
Türkiye'de tarımsal desteklerin yüksek olduğu, OECD'nin raporlarında da sürekli dile getiriliyor. OECD'nin geçen hafta açıklanan Türkiye Tarım Raporu'nda da 'Türkiye'de tarımsal desteklerin gayri safi tarım hasılasındaki payının OECD ortalamasının üstünde olduğuna" dikkat çekilirken, "üreticilere verilen desteğin yüzde 88'inin piyasa dengelerini en bozucu politika çeşitlerinden biri olan fiyat desteği şeklinde verilmesi" eleştiriliyor.
TMO, 2009'da 1 ton buğdayı 500 liradan alırken, AB'deki çiftçinin satış fiyatı 218,8 lira düzeyindeydi.
OECD raporunda, tarihsel olarak, tarım sektörünün, Türkiye'nin en büyük istihdam alanı ve ülkenin GSYH'sine, ihracatına ve kırsal kalkınmasına en fazla katkı sağlayan sektörlerinden biri olduğuna dikkat çekilirken, "Türkiye, dünya pazarlarında önemli bir tarımsal ürünler üreticisi ve ihracatçısı olup, dünyanın 7. en büyük tarımsal üreticisi olduğu hesaplanmaktadır" deniyor.
Göreceli olarak her ne kadar sanayi ve hizmet sektörlerine kıyasla oransal olarak önemi azalsa da tarımın halen Türk toplumu için anahtar sektör durumunda olduğu, işgücünün çeyreğini istihdam ettiği, kırsal bölgelerdeki ana geliri ve istihdamı sağladığı vurgulanan raporda, "Tarımın istihdamdaki payı 1980'de yüzde 50'den 2009'da yüzde 25'e düşmüş, GSYH'ye katkısı ise aynı yıllarda sırasıyla yüzde 23'den yüzde 8,3'e düşmüştür. Tarımın toplam ihracat içerisindeki payı ise değişmemiş, yaklaşık yüzde 11 düzeyinde kalmıştır" bilgisi verildi.

Orjinal Metin:  http://www.dunya.com/tarimda-dunya-7incisiyiz_121428_haber.html?

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Seçim Beyannamelerinde Kooperatifçiliğin Adı Yok

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği 12 Haziran Milletvekili Genel Seçimi öncesinde siyasi partilerin seçim beyannamelerini inceledi ve ortaya tarım kooperatifleri açısından olumsuz bir fotoğraf çıktı. Buna göre hem iktidar hem de muhalefet partileri, krizlerdeki kurtarıcı rolüyle dünyanın gözdesi haline gelen kooperatifçiliğe gereken ilgiyi göstermedi.

Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, konuya ilişkin açıklamasında şunları dile getirdi:

2023 yılı vizyonundan, yoksulluğa son vermekten söz eden siyasi partilerimizin 2011 yılında seçim arifesinde kooperatifçilik vizyonuna ve birliklerin sorunlarına bu kadar yabancı kalmasını; tarım vizyonlarını oluştururken çağdaş dünyadan ve ekonomiden bu kadar kopuk olmalarını anlamakta zorlanıyoruz. Oysa bugün AB bütün tarımsal yapısını kooperatifler aracılığıyla düzenleyip güçlendiriyor. Kriz sırasında sergiledikleri performans sayesinde tüm dünya kooperatifçiliğin önemini ve gücünü yeniden keşfediyor. Birleşmiş Milletler 2012 yılını Dünya Kooperatifçilik yılı ilan ediyor. Kooperatifçilik artık, en saygın ekonomistler ve kuruluşlar tarafından yoksulluğun azaltılması, istihdam yaratılması, sosyal kalkınma ve toplumsal bütünleşme konularında en etkili ekonomik alternatif olarak algılanıyor. Bu yüzden henüz vakit varken, bu olguya bakışlarındaki eksiklikleri konusunda siyasi partilerimizi uyarmayı görev sayıyoruz.’’

Cahit Çetin, siyasi partilerden taleplerini ise 3 maddede şöyle sıraladı:

1. Tarımsal destekler, AB ülkelerinde olduğu gibi kooperatifler aracılığıyla ve kooperatifçiliği ve örgütlü tarımı teşvik edecek şekilde uygulanmalıdır.
2. Birlikler çağdaş demokratik kooperatifçilik ilkelerine ve AB normlarına uygun demokratik ve özerk bir mevzuata kavuşturulmalıdır.
3. Kooperatiflerin ürün alım sistemini finanse edecek sistem oluşturulmalı ve kooperatifler bankası kurulmalıdır.

5 Mayıs 2011 Perşembe

NİSAN /2011 TÜFE VE ÜFE DEĞİŞİM ORANLARI

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan verilere göre  Nisan ayında Tüketici Fiyatları Endeksi’nde bir önceki aya göre % 0,87, Üretici Fiyatları Endeksi’nde  % 0,61 artış gerçekleşmiş, Nisan ayı itibariyle yıllık enflasyon TÜFE’de % 4,26, ÜFE’de ise % 8,21 artış göstermiştir.

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, "Konut kredilerinde usulsüzlüklerin yapıldığını tespit ettik. Lisansları iptal ederiz" dedi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, bankacılık sektörünü sarsacak açıklamalar yaptı. Bilgin, özellikle konut kredileriyle ilgili birkaç bankada usule uygun olmayan işlemler tespit ettiklerini belirterek, bazı bankaların şubelere yönlendirilen dosyalar için emlak ofislerine promosyonlar verildiğini, çeşitli rüşvetler dağıtıldığını ve farklı yöntemlerle konut kredisinin tamamının finanse edildiğini açıkladı. Reuters’a açıklamalarda bulunan Bilgin, “Kurallara uymayanı tespit etmemiz halinde, belli bir süre konut kredisi lisansı iptaline kadar gideriz” dedi.

Lisansları iptal ederiz 
Bilgin, en yaygın usulsüzlüğün konut kredisinde yüzde 75 sınırının aşılması olduğunu söyledi. Bazı bankaların yüzde 75 konut kredisi vererek, kalan yüzde 25 için ise ya konut kredisi sahibinin eşine konut kredisi vererek ya da ihtiyaç kredisi vererek tamamladıklarına dikkat çeken Bilgin, “Neticede konut kredisi alan kişinin yüzde 100 finanse edildiğini tespit ettik. İhtiyaç kredilerinde yıl başından 15 Nisan’a kadar yaşanan yüzde 13.5’lik artışın bir nedeni de söz konusu bu muvazaalı işlemlerdir” diye konuştu.
Bilgin, usulsüzlük yapanın konut kredisi lisansını belli bir süre iptal edeceklerini de sözlerine ekledi.

Emlakçıya rüşvet veriliyor
Bazı bankalarca emlak ofislerinin aracılık ettiği dosya adedine bağlı olarak emlakçıları yurtiçi-yurtdışı seyahatlere götürdüğü, araç vb. hediyeler verildiği tespit edildi.

Ekspertizde usulsüzlük
Gayrimenkul değerleme şirketleri yüksek değerlemeyle ekspertiz yapıyorlar. Doğrudan lisans iptali olur, ekspertizde usulsüzlük istemiyoruz. (Ekonomi Servisi)

Kaynak: www.radikal.com.tr

4 Mayıs 2011 Çarşamba

2011 YILI ÜCRETLİLER GELİR VERGİSİ TARİFELERİ

2011 Yılı Sadece Ücret Gelirlerine Uygulanacak Gelir Vergisi Tarifesi (TL)      
9.400 Türk Lirasına kadar         %15
23.000 Türk Lirasının  9.400,00 Türk Lirası için 1.410 TL, Fazlası %20
80.000 Türk Lirasının  23.000,00 Türk Lirası için 4.130 TL, Fazlası % 27
80.000 Türk Lirasından fazlasının  80.000,00 Türk Lirası için 19.520 TL, Fazlası % 35

MART 2011 TÜFE VE ÜFE DEĞİŞİMLERİ (GÜNCEL)

MART /2011 TÜFE VE ÜFE DEĞİŞİM ORANLARI
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan verilere göre  Mart ayında Tüketici Fiyatları Endeksi’nde bir önceki aya göre % 0,42, Üretici Fiyatları Endeksi’nde  % 1,22 artış gerçekleşmiş, Mart ayı itibariyle yıllık enflasyon TÜFE’de % 3,99, ÜFE’de ise % 10,08 artış göstermiştir.

EMLAK VERGİSİ ÖDEMELERİ, 6111 SAYILI KANUN

Emlak vergisi her yıl iki eşit taksitte ödenir. Birinci taksit 01 Mart - 31 Mayıs, ikinci taksit 01- 30 Kasım tarihleri arasında ödenmesi gerekiyor.

Yasaya göre emlak vergisinin %10 u kadar tutar da Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı olarak ödenir.

Emlak vergisi kanununa göre, Vergi değeri, mükellefiyetin başlangıç yılını takip eden yıldan itibaren her yıl bir önceki yıl vergi değerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca aynı yıl içinde tespit edilen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılması suretiyle bulunur.

2006 yılı yeniden değerleme oranı %7,8 olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle 2007 yılı içinde emlak vergileri, 2006 yılı içinde ödenen vergi ve buna bağlı olarak Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı da %3,9 fazlası ile ödenecektir.

Emlak vergisi kanununa göre, Türkiye sınırları içinde, brüt alanı 200 metrekareyi geçmeyen bir konutu olan emekliler, ev kadınları, işsizler, özürlüler, gaziler, şehitlerin dul ve yetimleri emlak vergisinden muaftır. Emeklilerin, işsizlerin ve ev hanımlarının herhangi bir gelirinin olması veya 18.000.- YTL. den fazla menkul sermaye iradı geliri olması halinde bu muafiyetten yararlanamazlar. Ayrıca birden fazla konutu olanlar, bu konutlardan birini muaf tutarak bu haktan yararlanamazlar. Yazlık amaçlı veya dağ evi şeklinde kullanılan konutlar dahil, tamamının emlak vergisini ödemeleri gerekiyor. Bu muafiyetten yararlanmak için, belirleyici form doldurularak ilgili belediyenin emlak servisine verilmesi zorunludur.
İntifa hakkı sahibi olanlar emlak vergisinin mükellefi sayılırlar.

Yıl içinde gayrimenkul alanlar o yıl için emlak vergisi ödemezler. O yılın vergisi gayrimenkulü satana aittir. Gayrimenkul alanlar belediyeye Emlak Vergisi Bildirimi (Eski emlak vergisi beyannamesi) vermekle yükümlüdürler. Alım işlemi 01 Ocak - 30 Eylül tarihleri arası gerçekleşmiş ise takvim yılı sonuna (31 Aralık) kadar, alım işlemi takvim yılının son üç ayında gerçekleşti ise (Ekim, Kasım, Aralık aylarının herhangi bir gününde) 3 ay içinde bu yükümlülüğü yerine getirmeleri gerekir.

Mesken olarak kullanılan bina ve apartman dairelerinin vergi değerinin ¼ ü, inşaatlarının sona erdiği yılı takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten yararlandırılır. Bu binaların, bina apartman dairesi ise dairelerin, mesken olarak kullanılması şartıyla, satın alma veya sair suretle iktisap olunması halinde de bu muaflık hükmü kalan süre için uygulanır.
 
ÖNEMLİ: 6111 SAYILI KANUN KAPSAMINDA EMLAK VERGİSİ BORÇLARINIZI 36 AYA KADAR VADELERDE YAPILANDIRABİLİRSİNİZ, UNUTMAYIN...

3 Mayıs 2011 Salı

6111 Sayılı Kanun Yapılandırması 30.06.2011 tarihine uzatıldı.

BKK aşağıdadır.

Karar Sayısı : 2011/1713
Ekli “6111 Sayılı Kanunda Yer Alan Bazı Başvuru ve İlk Taksit Ödeme Sürelerinin Uzatılmasına İlişkin Karar”ın yürürlüğe konulması; Maliye Bakanlığının 21/4/2011tarihli ve 39246 sayılı yazısı üzerine, 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 168 inci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 26/4/2011 tarihinde kararlaştırılmıştır.
Abdullah GÜL
CUMHURBAŞKANI
6111 SAYILI KANUNDA YER ALAN BAZI BAŞVURU VE İLK TAKSİT ÖDEME
S
ÜRELERİNİN UZATILMASINA İLİŞKİN KARAR
Başvuru ve ilk taksit ödeme süreleri
MADDE 1 −(1) 13/2/2011tarihli ve 6111 sayılı Kanunun İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarında yer alan başvuru süreleri ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak olan ödemeler hariç ilk taksit ödeme süreleri, Kanunun 4 üncü maddesi ile 17 ncimaddesinin sekizinci fıkrasının (b) bendi hükümleri saklı kalmak üzere, Kanunda belirtilen sürelerin bitiminden itibaren bir ay uzatılmıştır.
(2) 6111 sayılı Kanun kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak olan ödemelerden ilk taksit ödeme süresi 2011/Mayıs ayında sona erecek olanların ilk taksit ödeme süresi Kanunda belirtilen sürelerin bitiminden itibaren bir ay uzatılmıştır.
(3)6111 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 17 ncimaddesinin sekizinci fıkrasının (b) bendindeyer alan başvuru ve ilk taksit ödeme süreleri; Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden 2/5/2011 tarihine (bu tarih dahil) kadar yapılan tebligatlara münhasır olmak üzere Kanunda belirtilen sürelerin bitiminden itibaren bir ay uzatılmıştır.
Yürürlük
MADDE 2 −(1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 3 −(1) Bu Karar hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.